Ana sayfa Yaşamsal Cep Telefonsuz Kalma Korkusu Nomofobi

Cep Telefonsuz Kalma Korkusu Nomofobi

0
PAYLAŞ

Cep telefonunun hayatında çok fazla etkisi ve yeri olan akıllı telefon kullanıcıları artık yeni bir hastalığın pençesine düşmüş, fakat bunun da farkında değildirler. Bu hastalık adına nomofobi denilen bir psikolojik vakadır. Belki bazı ülkelerin literatürüne dahi girmemiş olan bu rahatsızlık çok fazla aktif olamamakta, genel olarak pasif kalmaktadır. Peki nedir nomofobi?

Küreselleşmenin ve teknolojinin hayatımıza olan etkisini artık herkes kabullenmiş durumdadır. Teknolojinin önemli bir parçası olan cep telefonlarını incelemek gerekirse, hayatımızda cep telefonlarının etkisi ve ne kadar yer aldığı konusunda herkes farklı fikirleri savunacaktır. Kimisi az, kimisi orta, kimisi ise çok fazla cevaplarını verecektir. Kimisi ise cep telefonunu hayatına etkisinin fazla olduğunun farkında olmadan az diyecek, etkiyi anlayamayacak kadar dijital dünyaya dalmış olacaktır.

“No Mobil Phone Phobia” olan ingilizce cümleciğin ilk harflerinden oluşmaktadır. Türkçesi ise “cep telefonsuz kalma korkusu”dur. Çevremizde bulunan özellikle genç insanlara ömür boyu telefonsuz kalmak mı (telefondaki her türlü programları da olmaksızın) yoksa bir araba dolusu para mı diye sorunuz. Kolay cevap verilemeyecek bir soru da olsa gençlerin vereceği cevabı irdeleyiniz. Uzun zamandır akıllı telefon kullanan ve telefona fazla zaman ayıran bir arkadaşınıza, çocuğunuza veya akrabanızdan bir hafta telefonunu isteyin, karşılığında günlük kazancının iki katını önerin. Alacağınız cevapları yazıya yorum olarak ekleyebilirsiniz.

İnsanlar bu hale çok kısa bir süre içinde geldiler. Telefon hayatımızda bir araç olmaktan çıkıp amaç ve tutku haline gelmiştir. Ülkemizde telefonun gelişimine baktığımızda; Türk İstatistik Kurumu verilerine göre Cumhuriyetin ilk yılları olan 1929 yılında 15.262 sabit hat abonesi bulunmaktaydı.

Bir yıl sonra sadece 241 yeni aboneliğin verildiği, 1931 yılında ise hiç yeni aboneliğin verilmediği görülmektedir. Bu yıldan sonra düzenli olarak abone artışının sağlandığı; 1954 yılında abone sayısının 100.000’i, 1979 yılında ise bir milyonu geçtiği anlaşılmaktadır. Türkiye’de cep telefonu aboneliği 1994 yılında verilmeye başlanmıştır.

İlk sene abone sayısı 81.276 olarak kayıtlara geçmiştir. Aynı sene sabit hat abone sayısı 12 milyondan fazladır. Aradaki fark 150 kattır. Bu yıllarda henüz yaygınlaşmayan cep telefonu aboneliği bir sene sonra, 1995 yılında 3 kat büyüyerek 332.716’ya çıkarken sabit hat yaklaşık bir milyon daha abone kazanmış ve 13.227.704’e ulaşmıştır. Bir yıl içerisinde aradaki fark kırk katına gerilemiştir.

Sabit hat ile cep telefonu aboneliği arasındaki yarış çok uzun sürmemiş 2001 yılında cep telefonu abone sayısı öne geçerek 19,5 milyona, sabit hat abone sayısı ise yaklaşık 19 milyona ulaşmıştır. Bu rekabet daha fazla uzun sürmemiş cep telefonu abone sayısı her yıl ortalama % 20 oranında artış göstermiş, sabit hatlar ise 2004 yılında 19.125.163 abone sayısı ile ulaştığı zirveden geriye doğru düşmeye başlamıştır.

Aradaki fark her geçen sene daha da büyümeye başlamış sabit hattın ayakta kalmasına internet bağlantısı yardımcı olmuştur. İnternet 1993 yılından itibaren ülkemizde kullanılmaya başlanmıştır. 1999 yılında 229.885 abonesi olan internet 2009 yılına kadar yaklaşık 9 milyon aboneye ulaşmıştır. Aynı sene cep telefonu 65 milyon aboneye ulaşmış, sabit hat ise 16,5 milyona gerilemiştir.

Bundan sadece 17 sene önce cep telefonuna nazaran sayı olarak fazla abonesi olan sabit hatlar 2017 yılı itibariyle 1993 yılındaki abone sayısı olan 11 milyona gerilemiştir. Ancak cep telefonu abone sayısı 75 milyonu, internet abone sayısı ise 64 milyonu geçerek Türkiye’yi Avrupa çapında en hızlı abone gelişimi yaşayan ülke konumuna getirmiştir.

Abone sayısının bu kadar hızlı gelişmesi ile birlikte iletişim metotları da değişime uğramıştır. Artık cep telefonu ile iletişim sağlamak için mobil hatlar zorunlu değildir. Bunun alternatifi olarak Skype, Facebook, Whatsapp, Line gibi internet tabanlı birçok program kullanılabilmektedir. Artık kişilerarası iletişimi kısıtlamak olağandışı olaylar hariç neredeyse imkânsızdır. Hatta artık iki kişi arasında geçen basit iletişim metotları yaygın iletişim metotlarına dönüşmüş, aynı anda birden fazla kişi ile iletişim kurmak yaygın olmuştur.

Peki İletişime Ne Kadar Zaman Harcıyoruz?

2016 verileri ile bir yıl içerisinde Türkiye’de şebekelerden çıkan toplam arama trafiği 250 milyar dakikadır. Bu sürenin kaç adet abone ile yapıldığını hatırlamak için yukarıdaki paragrafa yeniden bakmak yeterlidir. Bu süre toplam nüfusa oranlandığında kişi başı konuşma süresi bir ayda yaklaşık 426 dakikaya denk gelmektedir. Yani 7 saatten fazla. Bir mesai gününden biraz daha az bir süre.

Cep telefonları sadece konuşmak maksatlı kullanılmadığından internet, mesajlaşma ve sosyal medya için harcanan diğer zamanlar da eklendiğinde telefon ile geçirilen zaman günün önemli bir zamanının almaktadır. Türkler günlerinin ortalama 3 saatini artık cep telefonları ile uğraşarak geçirmektedir.

Dünya Ekonomik Forumu tarafından yapılan bir araştırma ile dünya genelinde 13-17 yaş grubu gençlerin cep telefonları ile geçirdikleri zamanlar incelenmiştir. Sonuçta en fazla zaman harcanan aktivitenin mesajlaşmak olduğu ortaya çıkmıştır. İlginç olan sonuç ise kızların erkeklere göre daha fazla mesajlaşmaya zaman ayırmasıdır.

Cep telefonu ile harcanan diğer aktiviteler ise kızlar için sosyal medya ile zaman geçirmek ve telefon ile konuşmak iken erkekler için oyun oynamak, sosyal medya ile uğraşmak ve telefonla konuşmak olarak ortaya çıkmıştır.

Hayatımızda çok önemli bir rolü olan cep telefonlarının kullanım alanlarını düşündüğümüzde yeri geldiğinde fotoğraf makinesi, yeri geldiğinde müzikçalar, bazen video izleme aracı bazen ise navigasyon, ihtiyaç duyulduğunda meteoroloji danışmanı, ihtiyaç duyulduğunda ise eğlence ve oyun aracı olarak kullanılmaktadır.

Daha birçok alanda kullanılan cep telefonları hayatımızın her alanında etkin rol oynamaktadır. Bu da bir günde cep telefonu ile geçireceğimiz zamanın gelecekte daha da fazla olacağı anlamına gelmektedir. Bu kadar çok zaman harcadığımız zaman acaba çevremizde acaba kaç nomofobik olan kişi olacaktır?

Haluk Bey

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here